YİĞİT OĞLUMUN ANISINA
Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
KENAN AKBAŞ
YİĞİT OĞLUMUN ANISINA
31.05.2016

Ciğerimin yandığı, dünyamın karardığı, gözümden yaşların aktığı, tüm hayallerimin yok olup gittiği, gündür 3 Haziran 2011 yılı. Sondaki yılı ne kadar değişirse değişsin 3 Haziran ömrümün sonuna kadar hiç sevmeyeceğim ve her geldiğinde beni hüzne boğan bir gün olacaktır. Çünkü o kara günde Yiğit’ime, ciğerpareme veda ettim. O güne kadar hayat benim için çok güzeldi. Her doğan güneşin benim için ayrı bir önemi ve güzelliği vardı. Ama o kara günden sonra hayatın benim için hiçbir anlamı kalmamıştı. Yiğit oğlum 13 Şubat 2007 yılında dünyaya merhaba demişti. Nereden bilebilirdik ki bu fani dünya da çok kısa bir süre kalacağını. Nereden bilebilirdik ki yüce Allah’ın onu bizden daha çok sevip de Yiğit’imi daha 4,5 yaşındayken bizden alacağını. Bir kere şunu çok iyi bilmemiz de fayda vardır. Hayatta hiçbir şey ne bizimdir ne de vazgeçilmezdir. Ben bunu Yiğit oğlumun erken gelen ölümüyle bir kez daha çok iyi anladım. Hayatta her şey yüce Allah’ındır ve bizler sadece emanetçiyiz, o kadar.

Hani kimi insanlar vardır, bilmem kaç tane evladım, şu kadar param, bu kadar da malım var diye böbürlenir ya, vallahi hayat hiç öyle hava atmaya, gasalmaya gelmiyor. Hiç beklenmedik bir anda yüce Allah (c.c) sahip olduğunuzu zannettiğiniz bir şeyi anında sizden alıveriyor. İşte Yiğit’imin vefatına kadar bir erkek evlat sahibi olduğumu zannediyordum. Ama onun ani gelen ölümüyle birlikte şunu çok iyi anladım ki sahip değil emanetçiymişim.  Yiğit Yaşar oğlum bu yalan dünyadan göç edip gideli tam 5 yıl oldu. Rahmetli oğlumun vefatından sonra her yıl olmak üzere bu güne kadar tam tamına 5 tane köşe yazısı yazdım. Bu yazıları yazmak benim için hiç kolay olmadı. Elim klavyenin tuşlarına bastıkça hafızamdan yazıya dökülen her satırda hasret kokan cümleler vardı. Ben klavyenin tuşlarına bastıkça vücudumun iç organlarının her birinde ayrı bir acı, dış organlarında ise hüzün ve gözyaşı vardı. Özellikle kalbimde kapanması mümkün olmayan çoooook büyük bir yara vardı.

Ama her şeye rağmen hayat devam ediyordu ve bende bu hayatın içinde yaşamaya mecburdum. Çünkü şunu çok iyi biliyordum ki canı veren Allah’tı ve ancak da o alırdı.Yüce Allah benim alın yazıma evlat acısını da yazmıştı. Hayattan beklediğim tüm umutlarımı kaybettiğim anda yüce yaradan beni tekrar hayata bağlayan yeni filizler verdi.  Yiğit oğlumdan sonra yüce Rabbim bana biri kız, biride erkek olmak üzere iki tane daha evlat nasip etti. 19 Eylül 2012 yılında doğan kızıma Serpil Buğlem, 04 Nisan 2016 yılında doğan oğluma da rahmetli oğlumun adı olan Yiğit Yaşar adını verdim. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki bir Yiğit’i alan Rabbim ailemize bir Yiğit daha verdi. O Allah ki ol dediği vakit her şeyi anında oldurandır. Oğluma her Yiğit diye seslenişimde rahmetli abisi aklıma geliyor. Yiğit’ime baktıkça rahmetli Yiğit’imi görüyorum. Bana bir Yiğit daha veren Rabbime ne kadar şükretsem azdır. Allah’ım hüküm senindir ve hükmün karşısında boynumuz kıldan incedir.

Yiğit oğlum bu fani dünya da çok kısa bir süre kaldı. O hiç sevmediği hayata veda ettiğinde daha 4,5 yaşındaydı. Hiç sevmediği hayata diyorum, çünkü Yiğit oğlum Allah’ı çok seviyordu. Onun küçücük yüreğinde birçok büyük adamda olmayan koskocaman bir Allah sevgisi vardı. Camiyi çok severdi. Baba ben Allah’ı çok seviyorum, Allah’a gitmek istiyorum derdi. Hayata veda etmeden bir gün önce 2 Haziran 2011 Regaip kandiliydi. Yiğit oğlumla Seyit Harun veli Camiinde son yatsı namazımızı kılmış, cami önünde belediye tarafından düzenlenen kandil programına katılmıştık. Hafiften yağan yağmurun altında boynuma aldığım Yiğit oğlumla gezerken aramızda şu konuşma geçmişti; ‘’ Baba Allah bizi görür mü? Görür oğlum. Peki baba biz Allah’ı görebilir miyiz? Allah isterse biz onu ancak o zaman görebiliriz oğlum. Yani baba Allah’ı görmemiz için ölmemiz mi gerekiyor, ben Allah’ımı görmek istiyorum baba…’’ diyerek devam eden bir sohbetimiz olmuştu. Yiğit oğlum çok sevdiği Allah’ına ertesi gün, bir Cuma günün de ‘’ anne Cuma vakti oldu mu herkes namazını kıldı mı’’ sorusunu sorduktan bir saat sonra saatler 17:30’u gösterirken kavuştu. Rabbime hamd ediyorum ve mahşeri alemde oğlumla kavuşacağım günü sabırla bekliyorum. İşte hayat böyle bir şeydir. Bir varmış bir yokmuş misali. Bugün yanınızda olanlar yarın kara toprağın altında olabiliyor. Onun için her şeye hazırlıklı olmak ve her şeyin Allah’tan geldiğine canı gönülden inanmak gerekiyor.


Bu yazı 2576 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

SEYDISEHIR

SON YORUMLAR

ANKETLER

Seydişehir FM radyosu ne olmalı



Seydişehir Fm ve Haber Ajans © 2016| İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

SEYDİŞEHİR FM